Hanif Murat

Hüküm Yalnız Allah'ındır!

Anasayfa Hüküm Yalnız Allah'ındır ALİ KURAN'I
ALİ KURAN'I

“Ali’nin, velinin Kuran’ı mı olur? Kuran Kuran’dır.” diye düşünüyor olmalısınız. Ben de aynen böyle düşünüyorum. Lakin Şiiler aksini iddia ediyorlar. Mevzuyu çakabilmek için önce pek çok Sünni kaynakta da belirtilen şu uydurma habere bir bakalım:

“Peygamber (a.s) hasta döşeğinde yatarken Ali’ye: “Ali!” dedi. “Kuran döşeğimin altında sayfalar, ipek ve varaklar üzerinde bulunmaktadır. Onları alın toplayın. Yahûdilerin Tevrât’ı zâyi ettikleri gibi, siz de Kuran’ı zâyi etmeyin.” Ali gidip, Kuran’ı sarı bir örtü içine doldurdu, evine götürüp üzerine mühür vurdu. “Bunu derleyip bir araya getirmedikçe abamı giymeyeceğim.” dedi. Kapısına biri gelse onu karşılamak için abasız çıkardı. Nihayet Kuran’ı derledi. Derledikten sonra insanlara çıkardı: “İşte Allah’ın Kitabı, onu Allah’ın Muhammed’e indirdiği biçimde iki kapak arasına topladım.” dedi. “Bizim yanımızda Kuran’ı içinde toplayan bir Mushaf var, bizim senin dediğine ihtiyacımız yok dediler.” “Vallahi!” dedi, “Benden günah gitti. Bundan sonra onu bir daha göremezsiniz, ben size haber edeyim.” dedim. [1] 

Zaten her fırsatta Kuran surlarında gedik açmaya çalışan bu güruhun, bu uydurma hadisten cesaret alarak nasıl kuduz köpek gibi Kuran’a saldıracaklarını tahayyül edebilirsiniz. Ali’nin derlediği ve halife Ebubekir tarafından kabul edilmeyip Ali’nin de kimseye göstermeyeceğine dair ahdettiği bu kitap, günümüzde bile esrarını ve gizeminden aldığı cazibesini korumaktadır. Bir rivayete göre Hindistan’da belli bir grupta, diğerine göreyse yalnızca büyük Ayetullahların görebilme hakkına sahip oldukları bu “Kırmızı kitap”, Şiilerde dâhil olmak üzere tüm Müslümanların 1400 yıldır elinde bulunan Kuran’dan pek çok farklılıklar içermekteymiş. 1200 yıldır insanlıkla saklambaç oynayan hortlak mehdileri piyasaya çıkınca işte bu kitapla hükmedecekmiş.

Tüm bu Kuran’dan farklı varyasyonlarla rivayet edilen sözüm ona ayetlerin de membası işte bu kerameti kendinden menkul kitaptır. Sonradan bazı deccallar tarafından böyle bir kitabın kaleme alınmış olmasına ihtimal veriyor olsam da, imam Ali’nin böyle bir eylemde bulunduğu iddiası pek çok açıdan geçersizdir.

-          Kuran Peygamber Efendimiz zamanında kitap halindeydi. (52:1-3)

-          Kuran’ı ALLAH toplamıştır. (75:16-19)  Ne Ebu Bekir ne Osman, ne de Ali.

-          Kuran ALLAH’ın koruması altındadır. (15:9) Velev ki böyle bir Mushaf bulunsun, bu yalnızca Hz. Ali’nin kişisel üzerinde çalışma yaptığı kitap hükmündedir. Ayetleri aynıdır, lakin gerekli gördüğü yerlere İmam Ali’nin belli notlar alması muhtemeldir. Nasıl ki biz okul kitaplarımızın üzerine notlar alıyorsak sahabede mutlaka böyle notlar almıştır.[2] İlk Müslüman olan Hz. Ali’nin Mushafı, belki ilahi sıralamaya göre değil de nüzul sırasına göre de olabilir. Ancak Halife Osman zamanında karışıklığa sebep olmasın diye tüm kişisel Kuran’ların yakıldığı[3], komitede bulunan İmam Ali’nin kendi elindekini daha büyük bir fitneye sebep olsun diye muhafaza ettiği düşünülemez.

-          Diyelim ki ilk başlarda Ali; Ebubekir, Ömer ve Osman’dan korktuğundan Mushafını ortaya çıkarmadı. Ancak Ali hayatının sonuna kadar köşede bucakta kalmış birisi değildir. Eğer Kuran değiştirilmiş ve aslı kendi elinde olsaydı neden 4 yıl 9 ay boyunca tüm Müslümanların halifesi olduğu dönemde insanlara hakikati açıklamamıştır? Ayrıca Ali, ALLAH’tan değil de Ömer’den mi korkuyordu?[4] Eğer, “Bunu daha kimseye göstermeyeceğim.” diye söz verdi denilecek olursa; Ali sırf verdiği ahitten dolayı ALLAH’ın kitabının tahrif edilmesine, kudreti de elindeyken mani olmamış bir kâfir midir?

Velhasıl kelam bu iddialar ipe sapa gelmez birer şehir efsanesi hükmündedir. Bu saçmalıklara inanan yahut acaba mı diye tereddüt geçiren herkes İslam’dan çıkmıştır. İman konusunda asla şüpheye yer yoktur. Eğer bu rivayetler milyarda bir ihtimal doğruysa bile biz Kuran’dan asla şüphe etmeyiz. Tüm saygı ve sevgimize rağmen Ali ve Kuran arasında bir tercih yapmak durumunda kalırsak, şeksiz Kuran’ı tercih eder ve  “eğer Ali böyle yapmışsa kâfir olmuştur.” deriz.



[1] Süleyman Ateş, İmamiye Şiasının tefsir anlayışı, s.53-154.
[2] Kuran derslerinde aldığım notlar sebebiyle karalama defterine dönmüş olan Kuran’ımı annem görünce şok olmuştu. Kuran’ın üzerine yazılar yazdığım için o beni kınasa da ben onu hoş karşılamıştım.
[3] Sahabenin Kuran’ları üzerine dipnotlar almalarının doğal, hatta büyük ihtimal olduğunu belirttim. Osman döneminde gelecek nesiller için bir kargaşaya mahal vermemekten dolayı tüm bu çalışma kitapları yakılmış, onlarca Kuran çoğaltılarak imparatorluğun her köşesine yollanmıştı. Nesai, Süneni Kübra: Fazailu'l-Kur'an bab 5. h.no 7987
[4] Şia doktrini açığa vurmasa da Ali’nin ALLAH’tan çok Ömer’den korktuğu üzerine bina edilmiştir. Sorduğumuz tüm kritik sorulara hep aynı cevabı vermektedirler. Ali neden Ebubekir’e biat etti? Ömer’den korktu. Neden Ömer’e biat etti? Ömer’den korktu. Madem Ali’yi ALLAH halife seçti neden Ömer’in ölürken oluşturduğu 7 kişilik halife namzet şurasına katıldı? Ömer’den korktu. Madem Ömer bu kadar kötü bir insandı Ali neden kızını ona verdi? Ömer’den korktu. Velhasıl Şia içinden çıkamadığı her soruya cevap olarak ÖMER’DEN KORKTU’yu vermektedir. Gene aynı şekilde Peygamber Efendimizin bile Ali’nin kendisinden sonra halife olması sözde emrini uzun bir süre Ömer’den korktuğu için açıklayamadığını, en sonunda sert bir ayet gelince dışarı vurabildiğini belirtmekteler. Buna da şükür diyoruz. “Ya neden Kuran’da Ali’nin ismi ve imamet açıkça geçmiyor?” diye sorduğumuzda “ALLAH Ömer’den korktu.” cevabını verseler ne olacaktı.
 

Bu sitedeki tüm materyaller Allah rızası için vakfedilmiştir. Kaynak göstermek koşuluyla, izne gerek duyulmadan her türlü iktibası yapabilirsiniz.

www.hukumallahindir.com 

 

Hüküm Yalnız Allah'ındır isimli kitabımıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.