Hüküm Yalnız Allah'ındır!
| CİFİR KİTABI (İLMİ) |
|
“... Hüseyin b.Ebul A’lâ şöyle rivâyet etmiştir: Ebu Abdullah’ın (Cafer Sadık) şöyle dediğini duydum: “Bende beyaz cifir vardır.” Dedim ki: “İçinde ne vardır?” Dedi ki. “İçinde Davud’un Zebur’u, Musa’nın Tevrat’ı, İsa’nın İncil’i, İbrahim’in suhufu, helâl ve harama ilişkin bilgiler vardır.” Ayrıca Fâtma’nın mushafı da vardır. Onda Kuran’dan herhangi bir şey olduğunu sanmıyorum. Onda insanların bizden öğrenme ihtiyacı duydukları şeyler vardır. Bizimse bu hususta kimseye ihtiyacımız yoktur. Hatta bu mushafta bir kırbaç vurmanın veya yarım kırbaç vurmanın, aynı şekilde birini tırmalayıp yaralamanın bile cezası bildirilmektedir. Bende bir de kırmızı cifir vardır.” [1] Günümüzde bile bazı şarlatanların ileri sürdükleri cifir ilmi ve kitabının aslı bu hurafeden kaynaklanmaktadır. Cifir kelimesi Cafer’in zamanla bozulmuş halidir. Cafer’e nispet edildiği ve Şii imamlarından ilk kez onun tarafından dile getirildiği için bu isimle meşhur olmuştur. Elâlemin ağzı torba değil ki büzelim. Bu tarz hikâyeler ortaçağ insanına çok cazip gelmekteydi. Ancak sıkıntı, Kuran’dan haberdar ümmetin bir kısmının bu martavalların peşi sıra gitmesidir. Hatta bu cifir, mehdi, şifrecilik, harfler, semboller ve gizemler günümüzde bile oldukça para etmektedir. Gerek gelenekçi, gerek laikçi pek çok ahmak bu palavralara itibar etmektedir. Bu tarz rivayetler, en mutedil Şiiler arasında dahi imanın şartı gibi kabul edilmektedir. Nasıl edilmesin ki? Koskoca mehdi bu rivayetleri veren kitabi “Kâfi” olarak tanımlamıştır… Biz benzer deli saçmalıklarını vazeden ve daha başka ilim ve kitaplar da olduğunu bildiren birkaç rivayet daha alıntılayıp konuyu bitireceğiz. “... Ebul Carud, Ebu Cafer (Muhammed Bakır)’dan şöyle rivâyet etmiştir: “Hüseyin, vefat edeceği sırada vasiyetini herkese açık bir şekilde kızı Fâtma’ya, dürülmüş bir mektup şeklinde verdi. Hüseyin’in başına bildiğimiz olaylar gelince, Fatma bu vasiyeti Ali b. Hüseyin’e verdi. Dedim ki: “Allah, Azze ve Celle sana rahmet etsin, mektupta ne yazıyordu?” buyurdu ki: “Dünya kurulduğundan yok olacağı güne kadar Âdemoğullarının ihtiyaç duydukları her şey.”[2] Allah Tealâ, Peygamberine bir kitap indirdi. Bu kitabı getiren Cebrail: “Ey Muhammed, bu senin asillere vasiyetindir.” dedi. Muhammed de: “Ey Cebrail, asiller kimlerdir?” diye sordu. O da: “Ali ve evlâtlarıdır.” dedi. Bu kitap üzerinde altın mühürler vardı. Hz. Muhammed, aldığı bu kitabı Ali'ye verdi. Ona mühürlerden birini açıp onunla amel etmesini söyledi. Sonra Hz. Ali, bunu oğlu Hasan'a verdi. O da bunun bir mührünü açıp onunla amel etti. Sonra Hasan, onu kardeşi Hüseyin’e verdi. Hüseyin de onun bir mührünü açınca kendisine: “Ailenle birlikte şehit olmaya çık; onlara şehitlik, ancak seninle nasip olacaktır. Canını Allah'a sat...” denildiğini gördü. Daha sonra o, bu kitabı oğlu Ali Zeynelâbidin'e verdi. O da, bunun bir mührünü açınca kendisine: “Başını eğerek sus, evine çekil, ölünceye kadar Rabbine ibadet et.”, diye emredildiğini gördü. Sonra o, bunu oğlu Muhammed Bakır'a verdi. Muhammed Bakır da, bunun bir mührünü açınca: “İnsanlara anlat, onlara fetva ver, Ehl-i Beyt'in İlimlerini yay, salih atalarını doğrula, Allah'tan başka kimselerden korkma, sana kimse dokunamaz...” sözleriyle karşılaştı. Sonra onu Cafer-i Sâdık'a verdi. O da, bunda: “İnsanlara anlat, onlara fetva ver, yalnız Allah'tan kork, Ehl-i Beyt'in İlimlerini yay, atalarını doğrula. Çünkü sen eman ve muhafaza altındasın...” sözlerini gördü.[3] “... Ebu Basir, Ebu Abdullah’tan (Cafer Sadık) şöyle rivâyet etmiştir : “Resulullah’ın kılıcının kabzasının bir ucuna asılı bir kâsenin içinde küçük bir sayfa saklıydı.” Ebu Abdullah’a dedim ki: “Bu sayfada ne yazıyordu?” Buyurdu ki: “Burada bazı harfler yazılıydı ki, bu harflerin her biri bin bölüme açılır.” Ebu Basir der ki: Ebu Abdullah devamla şunları söyledi: “Şu ana kadar, bu harflerden iki tanesi dahi ortaya çıkmış değildir.”[4] [1] Kuleyni, El Kâfi, hadis no:632 [2] Kuleyni, El Kâfi, hadis no:772 [3] Kuleyni, El Kâfi, c.1, s.132 [4] Kuleyni, El Kâfi, hadis no:764
|
Hüküm Yalnız Allah'ındır isimli kitabımıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.

