Hanif Murat

Hüküm Yalnız Allah'ındır!

Anasayfa Hüküm Yalnız Allah'ındır HÜKME ORTAK OLMAYA ÇALIŞAN MODERN CEREYANLAR
HÜKME ORTAK OLMAYA ÇALIŞAN MODERN CEREYANLAR

Osmanlı, Safevi ile boğuşurken bir papaz meydanlarda gürlüyordu. Martin Luther denilen bu Alman papaz, kiliseye karşı şiddetli tenkitler savuruyordu. Çıkış noktalarından birisi ise Türklerin ilerleyişine karşı bir dur denmesi idi. Avrupa’nın Türklere karşı yenilgi üstüne yenilgi almasının faturasını Kiliseye çıkarıyordu. Bu feryat kısa zamanda yanıt buldu. Reform hareketleri Avrupa’yı kasıp kavurdu. Kilisenin mutlak otoritesine ve yüzlerce kurallarına karşı yalın bir dini savunuyordu. Kilisenin elinde illallah etmiş halk ve yöneticiler bu reform hareketini benimsediler. Kilisenin ayaklarına vurduğu prangayı, ellerine taktığı kelepçeyi ve boyunlarına geçirdiği bukağıyı reformla atan Avrupalılar, tarihin görmüş olduğu en hızlı ilerleyişi sergilediler. 

Tarihçiler, Avrupa’nın bu hızlı yükselişinin dört sebepten ötürü olduğunda ittifak halindedir: Haçlı seferleri, Rönesans, coğrafi keşifler ve Reform. Ancak bu iç sebepler en önemli olan dış sebep zikredilmeyince yavan kalmaktadır. O da Avrupa’nın en büyük rakibi olan Müslümanların, 16. yy. ile beraber süratle düşüşe geçmeleridir. Safevi Şiiliği, Osmanlı Sünniliğini ve Babür mistisizmini beraberinde getirmiştir. Derken Müslümanlar, hücum pozisyonundan savunma pozisyonuna düşmüşlerdir. 

Haçlı seferleri ile Avrupa, barut, pusula ve kâğıdı öğrenmiştir. Günümüz bankacılık sisteminin temellerinin atılması ise cabasıdır. Haçlı seferleri önderliğin, Araplardan Türklere geçiş devir teslim töreninin yapıldığı kargaşa ortamında vuku bulmuştu. Merasim tamamlanınca da geldikleri gibi gitmişlerdi. 

Rönesans; Türklerin İstanbul’u fethetmesiyle buradan kaçan sanatkârlar eliyle oluşmuştur. Sanatsal bir akım olan Rönesans, Avrupa’nın gelişimine dolaylı olarak katkıda bulunmuş olmasına rağmen direkt bir katkısı mevcut değildir. 

Coğrafi keşifler: Keşif İspanyolların hanesine yazılmış olmasına rağmen, bu gerçek değildir. Amerika kıtası Kristof Kolomb’tan çok önceleri Müslümanlar tarafından bilinmekteydi. İspanyolların yaptıkları ise buraları kolonileştirmek olmuştur. Endülüslü Müslümanlar, Muvahhitler zamanında Amerika’yı keşfetmişlerdir. Ancak iç karışıklıklar neticesinde bu keşfi fethe dönüştürememişlerdir. Amerikanın keşif tarihi olan 1492 ile Endülüs’ün düşmesinin aynı döneme rastlaması tesadüf değildir. Amerika, Endülüs’ün düşmesinin ardından keşfedilmiştir. İspanyolların keşif yolunu Gırnatalılardan öğrendikleri ortadadır. İlk Avrupalılar oralarda zenci ahaliyi de bulmuşlardı. Tarihî vesikalar mevcut olma­masına rağmen, yalnız siyah Afrika'nın Müslümanları de­ğil, Berberiler de Amerika'nın kolonizasyonuna iştirak et­mişlerdi. “Brezil” kelimesi bu düşünceyi ilham etmektedir. Zira “Birzalah” meşhur büyük bir Berberi kabilesinin adıdır. Bu kabilenin mensuplarının müşterek adı tamamı tamamına brezil’dir. Bu kelime ne Brezilyalıların, ne de Avrupalı­ların kullandığı bir kelimedir.[1] Velhasıl Amerikanın keşfinin kaymağını İspanyollar yemişlerdir. 

Ancak bu iç etkenlerden en mühimi reformdur. Reformla beraber hurafelerin ve taklidin yerini deney ve gözlem almıştır. Dinden başlanarak, tabiattaki her türlü dogma sorgulanmıştır. Araştırma, inceleme ve çalışmanın sonucunda da başarı kaçınılmaz olarak gerçekleşmiştir. Neden reform en etkin sorusuna cevap olarak; günümüz devletlerine bakılması cevabını veririz. Haçlı seferlerinin hamisi Vatikan küçük bir şehir devletidir. Dünya siyasetinde pek bir etkisi yoktur. Rönesans’ın beşiği İtalya da 20 y.y. kadar tarih sahnesinde pek bir varlık gösterememiştir. İki dünya savaşında döneklik yapmasına rağmen hala etkin bir devlet değildir. Coğrafi keşiflerin kaymağını yiyen Portekizliler ve İspanyollar ise 17. yy.’dan itibaren bu şaşalarını yitirmişlerdir. Günümüzde vasat iki devlettirler. Ancak dünya siyasetine damgasını vuran İngiltere, Amerika ve Almanya, Protestan devletlerdir. 17’nci asırdan günümüze bu olgu hiç değişmemiştir. Katoliklikten laikliğe terfi eden Fransa ve Türklerin zayıf düşmeleriyle onların topraklarında gelişen Ortodoks Rusya’nın, bu gelişmelerinin arkasındaki güç de reformun meyvesinin devşirilmesidir. Fransa dinde reform yapamayınca dini kökten inkâr edip Protestan değerlere sarılmıştır. Rusya ise Protestan ülkelerdeki gelişmeleri kopya ederek zayıf düşmüş Türklerin üstüne çullanmıştır. 

Avrupa’nın bu şahlanışı tüm dünya milletlerinde olduğu gibi İslam ülkelerinde de büyük bir dalgalanmaya sebep oldu. 16’ncı yüzyıla İslam’ın dominatlığıyla giren Avrupa ve İslam medeniyetleri arasında, 19’uncu yüzyıla gelindiğinde müthiş bir uçurum oluşmuştu. Batı uygarlığı basamakları üçer beşer tırmanırken biz altışar yedişer iniyorduk. Bu uçurum beraberinde, her yönden batılılara öykünmeyi getirdi. Artık Müslüman dünyayı inşa eden İslam’ın öğretileri değil batının değerleri idi. Bu durumun etkileri 9’uncu yy. da İslam’a sokulan Yunan modernitesinden daha feci oldu. O dönemde askeri ve siyasi başarılar kazanan taraf bizken, bu dönemde her alanda yenilmiştik. Bu hezimet Müslümanların aşağılık duygusuna kapılmalarına sebebiyet verdi. Kılık kıyafetten-müziğe, yemek kültüründen-oturmaya kalkmaya, aile ilişkilerinden-sanata, edebiyattan–ticarete, devlet yönetiminden–orduya, tüketimden–üretime, spordan–eğlenceye velhasıl hayatın her alanında batılı gibi olmaya, onlar gibi davranmaya, düşünmeye, konuşmaya başladık. İşin en iğrenci ise zaten hadislerle, sünnetlerle, mezheplerle, tarikatlarla, evliyalarla, dervişlerle, yalanlarla, dolanlarla hallaç pamuğuna dönmüş dinimizin üstünden bir de modernite panzer gibi geçti. Modernizmle beyinleri iğfal edilmiş Müslümanlar için bu illet, her şeyden daha tehlikelidir.  

En basit namaz, oruç, hac ve zekât menasıkları dışında, Müslümanların geneleninin amelde ve itikattaki mezhebi olan modernizm, dinde yeni hüküm kaynakları da ortaya çıkardı. Sanki bu kadar memba yetmiyormuşçasına… Şimdi bu asri hüccetlerimize bir göz atalım.



[1] Muhammed Hamidullah, İslam’a giriş s. 277
 

Bu sitedeki tüm materyaller Allah rızası için vakfedilmiştir. Kaynak göstermek koşuluyla, izne gerek duyulmadan her türlü iktibası yapabilirsiniz.

www.hukumallahindir.com 

 

Hüküm Yalnız Allah'ındır isimli kitabımıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.