Hüküm Yalnız Allah'ındır!
| ÂLİMLERİN FETVALARI |
|
4:127 Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: “Onlara dair fetvayı ALLAH veriyor…” Kuran, etraflıca belirttiğimiz gibi apaçık, anlaşılır ve kolaylaştırılmış bir kitaptır. Onun için ortalama zekâ ve bilgi düzeyine sahip herkes, temel konuları kendi başına dahi olsa rahatlıkla kavrayabilir. Ancak vasatın altında olanlar ve kavranması için yoğun mesai ve birikim gerektiren çetrefilli konularda bilginlere danışmak en sağlıklı yöntemdir. Tabi ki uzmana düşen, muhatabının sorununu referanslar ve deliller ışığında çözümlemektir. Her konuda olduğu gibi din alanında da ihtisaslaşmak farz-ı kifayedir. Her ne kadar günümüzde “İslam dininde din adamı yoktur.” balonu şişirilse de siz dolduruşa gelmeyin. Bu iddia hayattan kopuk, gerçekçilikten uzak bir slogandır sadece. Halka düşen, azami derecede kendisini bilgilendirmesi ve danıştığı şahıstan delil istemesini bilmesidir. Bu delili, elinin altında bulunan Kuran’la karşılaştırmasını beklememiz büyük bir külfet değildir umarım. 54:17, 22, 32, 40 Kuran’ı öğüt alınabilsin diye kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı? Lakin yalın ve duru İslam dininin aksine şahısların oluşturduğu mezhepler, duruma Fransız olan halk şöyle dursun, hayatını bu işe vakfetmiş olanların bile altından kalkamayacağı kadar karışıktır. Asgari bir hesapla hiçbir iş yapmadan Kuran’ı anlamak için, Kuran’ın önüne yerleştirilen kitapları talebenin yalnızca okuması 40 yılını alır. İnanın yetmez de. Dolayısıyla halkın gözü alabildiğince korkmuş ve bu şirret işi kendisi adına başkalarına ihale etmiştir. Yıllarca işkence gibi önüne konulan duvarları bir şekilde geçebilmiş hocamız da, kendisine bunca yıldır eziyet edenlerin hayıfını mukallitlerinden alır. Benim anam ağladı sizinki de ağlasın dercesine. Bunun aksinin de olması mümkündür. Herkesin ana ağlattığı bir ortamda her şeyi helal addederek popülaritesini arttırmak yoluna gidenler de çıkar. 68:36-41 Neyiniz var! Nasıl hüküm veriyorsunuz? Yoksa kitabınız var da ondan mı öğreniyorsunuz? Galiba onda neleri seçerseniz sizindir. Yahut “dilediğiniz gibi hüküm verebileceğinize dair diriliş gününe değin bizden söz mü aldınız? Sor onlara: “Buna kim kefildir?” Yoksa onların ortakçıları mı var? O zaman şeriklerini getirsinler delikanlılarsa. Tabi ki tüm bu kasılmaların, süründürmelerin ve sürünmelerin arkasında yatan bir gerçek vardır: O ki, hoca sıfatını elde edenlerin yaşayan bir tanrı unvanına sahip olacaklarıdır. Kolay değil kimseye hesap vermeden din koyabilmek. Her hangi bir denetçi ve standarda bağlı kalmadan haramlar helaller oluşturabilmek. Şeyhimize bu yetkiyi veren olgu ilk zamanlarda “rey” adı altında ortaya çıkan, sonra içtihada derken fetvaya dönüşen süreçtir. İçtihat kapısını kapatanlar sıkıntıyı görmüş olacaklar ki, babda fetva deliği oluşturup gaz birikmesini bir şekilde almayı hedeflemişlerdir. İslam dininde kimsenin rey, içtihat ve fetva adlandırmalarından hangisi altında olursa olsun kural ve kaide koyabilme hakkı yoktur. Âlimlerin tek yetkisi soru sahibinin algılayamadığı hususu ona deliller koyarak izah etmektir. En başta yapılması gerekense mümine sürekli balık vermek değil, ona da balık tutmasını öğreterek hayatında karşılaştığı sıkıntıları bizzat Kuran ışığında çözebilecek perspektif edinmesini sağlamaktır. 37:154-157 Neyiniz var! Nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç mi düşünmezsiniz? Yoksa apaçık bir deliliniz mi var? Getirin kitabınızı, harbiden dürüstseniz. |
Hüküm Yalnız Allah'ındır isimli kitabımıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.

