Hanif Murat

Hüküm Yalnız Allah'ındır!

Anasayfa Kitabın Yankıları SIRADIŞI BİR YAZARDAN EZBERBOZAN BİR ÇALIŞMA
SIRADIŞI BİR YAZARDAN EZBERBOZAN BİR ÇALIŞMA

HİLMİ DURU - YAZAR

2002 yılıydı. Üniversiteyi yeni kazanmıştım. Henüz yeni alışmaya başladığım yurt ortamında, bir gün bakışları ışık saçan, mert bir gençle karşılaştım. Bir süre sonra iki iyi arkadaş oluverdik onunla. Bir yıl sonra o samimi arkadaşımla birlikte Bornova’nın Küçükpark semtinde ev tuttuk. Bu, dört sene sürecek olan ev arkadaşlığımızın başlangıcıydı.

Okula arasıra giderdik. Sokakların pisliğinden tiksindiğimiz için evden dışarı nadir zamanlar dışında adım atmazdık. Ben internette chat furyasına kapılmış, gereksiz ve boş işlerle uğraşırken, o ise odasına kapanıp, derin araştırmalara dalardı. Ne araştırdığını, ne yaptığını pek bilmezdim. Aslında merak da etmezdim. O ise bana sürekli birşeyler anlatırdı. Anlattıklarının çoğu ise bir kulağımdan girer diğerinden çıkardı.

Bir gün çok farklı bir konuyla karşıma geldi ve uzun uzun anlattı. Anlattıkları daha önce hiç duymadığım, sıradışı şeylerdi. Öğretilegelen dinimizin, gerçekte peygamberimizin vazettiği Allah’ın dini İslam olmadığını, bir gelenek dini olduğunu söylüyordu. Söylediği şeyler bir nebze de olsa ilgimi çekse bile dalanlarla birlikte daldığım için duyduğum sıradışı şeyleri yine de çok umursamadım. Ama o yılmadı. Umursamazlığıma aldırmadı. Yılmadan, bıkmadan, usanmadan, büyük bir sabırla devamlı anlattı. Yüz çevirmemden, surat asmamdan gocunmadı. Elvermemişti gönlü yanıbaşındaki arkadaşının uçuruma yuvarlanmasına. Ve o yılmaz insan sonunda başardı.

Ben de artık onu dinliyor, tavsiyeleriyle araştırıyor, öğrendiklerimle de internet ortamında, forumlarda kendi çapımda sanal mücahitlik yapıyordum. Arkadaşım sanal haniflikten gerçek hanifliğe geçmişti ama ben hâlâ sanalda takılı kalmıştım. O zaman ki imanım da kendim gibi sanaldı ki bunu başımdan geçen ve beni derinden sarsan bir olaya kadar farkedememiştim: Kardeşimin ölümü; beni derinden sarsan ve yüce Allah’a gönülden yönelmemi sağlayan.

O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Artık sanal imanı, heva ve hevesimin esiri olmayı bir köşeye bırakıp, gerçekten Allah’a kul olmanın özgürlüğünü keşfetmiştim. Değerli arkadaşım artık benim gerçek bir dostum olmuştu: Tek dostum, her zaman yanımda olan, ben ona sırtımı dönsem de hiçbir zaman bana sırtını dönmeyen, yanlışımı yüzüme karşı dobra dobra söyleyen, iyiyi güzeli ise takdir etmesini bilen, riyakârlıktan uzak, açık ve net tavırlı.

İlerleyen zamanda kadim dostum Suriye’ye gitmiş, zor koşullarda iki üniversite bitirmişti. Ana dili gibi Arap dilini de öğrenmiş, doğuştan Allah vergisi sahip olduğu hikmet yetisini ilmiyle perçinlemişti. Suriye’de bulunduğu sırada tamamladığı beş çalışmasından ilki olan “Hüküm Yalnız Allah’ındır” adını verdiği kitabını yayımlamasıyla ilk ilmi eserini ve bununla birlikte ciddiyetini ve davaya olan inancını ortaya koymuş oldu.  

Kadim dostuma, ondaki büyük gelişmeyi gördükten sonra artık adıyla hitap etmekten hicap duyar oldum ve kendisine “Hocam!” diye hitap etmeye başladım. Bu ifade içerisinde  her ne kadar resmiyet içerse de; kadim dostluğumuzu ve dava birlikteliğimizi perçinleyen bir ifade.

“Hüküm Yalnız Allah’ındır” adlı başyapıt eser hakkındaki düşüncelerimi tek bir cümlede özetleyecek olursam şunu söylerim:

“Alışılmışın dışında, tamamen sıradışı,  ezber bozan bir kitap okumaya hazırlanın…”

Evet! Gerçekten de sıradışı. Hanif Murat Hoca, daha bu ilk çalışmasında sahip olduğu büyük potansiyeli bizlere gösteriyor. Kitapta hüküm konusunda yalnızca Sünni bakış açısındaki çarpıklıklar değil, ayrıca Şianın da bakış açısındaki eğrilikler, ilk başta tek gerçek kaynağımız olan Kuran’dan, sonrasında da bu hiziplerin kült olmuş kendi  ana kaynaklarından deliller getirilerek ortaya konuyor. Sonuç olarak da; yalnızca söylemde kalan ve eyleme geçmeyen “Hüküm Yalnız Allah’ındır” sözünün gerçek mahiyeti bu kitapta enine boyuna irdeleniyor.

Kitapta kullanılan dil çok sade, akıcı ve anlaşılır. Bu yalın anlatım, bol dipnotlarla destekleniyor. Bu yüzden kitabı okurken önemli açıklamaların yapıldığı dipnotların kesinlikle gözardı edilmemesi gerekiyor. Bu kitabın daha iyi anlaşılabilmesi ve sindire sindire okunabilmesi için elzem.  

Oldukça zorlu geçen süreçler sonucunda elde ettiği birikimini etkileyici bir anlatımla bizlere sunan yazar, çalışmasında eyyamcılığa kaçmıyor. Kendine has üslubunu ise kitap boyunca sürdürüyor. Görmeye alışık olmadığımız biçimde riyakârlıktan uzak, tribünlere oynamayan, sert ve net bir üslup bu. Ne anlatmak istediğini doğrudan ifade eden, dolambaçlı yollara sapmadan açıkça belirten bir anlatım tarzı. Kah yeller gibi esiyor, kah seller gibi coşuyor. Bir anlamda yazar, “Sonunu düşünen kahraman olamaz” sözünü uygulamaya geçiriyor. İkiyüzlülüğün, takiyye yapmanın moda olduğu zamanımızda, böyle cesurca bir duruş şaşırtabilir ama unutulmamalıdır ki bu duruş, bize en güzel örneklik teşkil eden peygamberlerin de duruşu olmuştur.

Kitabın son kısmında yer alan “Manifesto” bölümü, bugünkü kültürel İslam’daki ayrılıkların geçmişini bize kısa tarihsel bir anlatımla sunarken, etkileyici ve meydan okuyan bir bildirgeyle bitiyor.

İnanıyorum ki bu değerli eser, okuyan birçok kişiyi derinden etkileyecek, hayata bakış açılarını değiştirecek  ve büyük bir kitlesel dönüşümün fitilini ateşleyecek.

Allah Hanif Murat Hoca ve onun gibi samimi müslümanların yardımcısı ve destekçisi olsun.  

Hilmi DURU - Yazar

 

 

Bu sitedeki tüm materyaller Allah rızası için vakfedilmiştir. Kaynak göstermek koşuluyla, izne gerek duyulmadan her türlü iktibası yapabilirsiniz.

www.hukumallahindir.com 

 

Hüküm Yalnız Allah'ındır isimli kitabımıza göstermiş olduğunuz yoğun ilgiden dolayı çok teşekkür ederiz.